Gelecek geldi…
Doğru söyleyeni kovan, dokuz köyün köylülerini bilmeyeniniz yoktur. İşte onlar var ya… Artık yoklar. Çünkü, onlar şehirli oldu. Artık rahat rahat en doğruyu, hatta hep doğruyu söyleyebiliriz. Unutmadan… Gelecekte bir gün gelecekti… Hatırladınız mı?… İşte o… Yani, gelecek geldi. Ben mi?.. İstanbullular Ankara’yı, Ankaralılar İzmir’i, İzmirliler hiçbir yeri beğenmez. Herkes dört duvar arasında yaşadığı halde…
Ruh ve Nefs
Nefs: “Kadınsan, seni sevenle evleneceksin.” Ruh: “Birini sevmeden nasıl evlenirsin?” Nefs: “Erkek sevsin yeter. Kadın bir şekilde sever. Sevmeyen erkekle ömür geçmez.” Ruh: “Sevmeyen kadınla ömür geçer mi?” Nefs:”…” Ruh: “Karşılıklı olanı denk gelmez mi? Kadın da sevsin, erkek de, olmaz mı?”
Egokrasi in…
Egolarından dolayı hiç bir baltaya sap olamamışların, k.çından uydurduğu öğretilerde, kendini bulduğunu sanan kayıplar… Her öğreti, aslında onu uyduranın, hayatın zorlukları karşısındaki acı dolu çığlığından başka bir şey değildir. Unutmadan… Hayatı zorlaştıran asıl şey, aynadaki yansımadır. Ben mi? Egokrasi in… Demokrasi out… Diyorum.
Ruh ve Nefs
Nefs: “Şimdi bu ahmak ıslatan yağmuru mu?” Ruh: “Sen ıslanmadığına göre demek ki değil.”
Salağım…
Edward Bernays; “Bazen milyonlarca insanın davranışlarını değiştirmek mümkündür fakat bir kişininkini değiştirmek imkansızdır.” demiş. Hadi dürüst olun ve kendinize cevap verin: “O bir kişi, siz misiniz?” Unutmadan… O bir kişi, burada bahsedilen olabilir mi? “Onlar ki sözü dikkatle dinler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlardır Allah’ın hidayetine mazhar olanlar, işte onlardır akıl ve gönül…